|
Havas ilmi genel kanıdaki düşüncelere rağmen
sadece harflerin ve sayıların, esmaların veya ayetlerin
sırlarından, hikmetlerinden faydalanılarak çeşitli etkiler elde
etmek için esmanın veya ayetin kendisi ya da vefki ve bunlara
bağlı harf ve sayılar ile tılsımlar kullanılarak ve bu sistem
üzerine kurulmuş basit bir ilim veya ilmin metodu değildir.
Çünkü bu ilmin konusunun özünde Allah’ın takdiri
ile bilinen veya bilinmeyen ilahi kanunları ruhani ve manevi
alemlerin etkileri barizdir. Kişi eğer derse ki;’Ben havas
ilmini biliyorum’..... Ona tavsiyem şudur: Bu ilimlerin
kendisine has özellikleri ve konuları vardır, bu ilmin kendisi
ve lisanı evrenseldir. Bu ilimler ruh ve madde ile canlı ve
cansız ile harfler ve rakamlar ile yıldız ve burçlar ile nebilöz
ve galaksiler ile ses ve renk dalgaları ile kısaca kainatta daha
genişi evrende herşeyle bağlantılıdır. Ancak bize düşen
gücümüzün yettiği kadar ilmimizin ulaştığı yere kadar Allah
(c.c.) izin verdiği yere kadar anlatabilmektir Allah cümlemizi
başarılı kılsın, doğru yolundan ayırmayıp kendine kul Resulüne
ümmet olmayı ilim ve taat yolunda ilerlemeyi cümlemize nasip
eylesin.
Bu ilim asırlardır gelmiş geçmiş alimlerin ve
ulemanın bir sır gibi gizlediği ve açıkça öğretmediği ve
öğretmekten de çekindiği vebal altında kalmaktan korktuğu
ilimlerdendir. Bu ilimler de başarılı olmanın ve zarar görmeden
ilerlemenin bazı şart ve usulleri vardır. Havas ilmini bilmek ve
öğrenmek için önceden bilinmesi gereken kurallar ve önemli
noktaları sırası gelince özet olarak anlatacağım ama bundan önce
bilinmesi gereken bu ilim yıldızlar ilminden bilinen veya
bilinmeyen sırlarla alemi semalardan gelmiştir. Bu ilim
insanlardan önce yani arz oluşmazdan evvel ruhani alemlerde
meleküt ve cinler aleminde bilinen ve kullanılan birçok
gizlilikleri, esrarı ve acaibiyeti içinde gizlemiştir. Burada
sırası gelmişken belirtmeliyim ki; yaşamış olduğumuz bu maddi
alemin yasaları ve fiziksel oluşumları manevi alemlerin etki ve
yasalarıyla meydana gelmektedir. Bu ilmin kullanılışı melekler
ve cinlerden sonra çok eski kavimler ve uygarlıklar tarafından
kullanılmıştır bu manevi yasaları öğrenip etkilerine göre
gerektiği şekilde uygulamışlardır. İnsanlar bu bilgileri çok
çeşitli yollardan elde etmişlerdir. Hatta kimilerine göre mana
aleminden gelen varlık veya varlıklar bazı insanlara bu ilmi ve
kullanma metodunu öğretmişlerdir. Bu anlattığıma örnek; Bakara
süresi 102. ayetinde olan Harut ve Marut isimli iki meleği örnek
olarak verebiliriz. Bu manevi ilimlerin kaynağı şüphesiz ki;
Alim olan yüce Allah (c.c.)’tır. Ve bilinmelidir ki; ilim de
Allah’tan başka Allah’ın ilim verdiği varlıklardan veya veli
kullarından bu ilimlere vakıf olan insanlardan öğrenilebilir.
HOCAMIZA ULAŞMAK İÇİN TIKLAYIN
|